Kişisel gelişim tartışması: Safsata mı, mutluluk reçetesi mi?

‘Kaygı ve endişe duydukları her konuda yaşam koçuna başvuruyorlar’

Yaşam koçu Arzu Şimşek, bugüne kadarki gözlemlerinden çıkardığı sonuçlara göre insanların kişisel gelişim yolları ve yaşam koçlarına en çok şu sebeplerle başvurduklarını söylüyor: Bireylerin yetersizlik duygusu, güven sorunu, negatif duyguları ile başa çıkma yöntemini beceremedikleri için mutsuzluk duygusu yüzünden ya istediği gibi bir iş bulamadığı ya da çalıştığı yerdeki ekip arkadaşları ile uyumsuzlukları, nasıl başarılı olabilirim ya da en çok belki de ilişkilerindeki sorunlar nedeniyle başvuruyorlar. Evlilik kararı almakta zorlanıp doğru insan olup olmadığını düşündükleri zaman da koçluk istiyorlar. Öğrenciler ise ailesi ile olan iletişimi ve kaygıları hakkında. Kısaca danışanlar, hayatta kaygı ve endişe duydukları her konuda yasam koçluğu istiyor.

Şimşek’e göre özellikle Batılı ülkelerde yaşayan insanlar ülkemize göre yaşam koçluğuna farklı yaklaşıyor: “Ortak sorunlar olmadığı için mesajlar da farklı olacaktır. Toplumun bizlere belirlediği belli sınırlar vardır ve insan bu sınırlar içerisinde yaşama devam eder. Coğrafyaların insanlar üzerindeki etkileri de yasam konusunda önemlidir. Türk toplumu acılarını, sevinçlerini, heyecanını hissederek derin yaşar. Olaylara bakış açıları duygusaldır bu yüzden. Diğer ülkeler daha akılcı yaklaşım içerisindedir. Bu nedenle her toplumun insana ait mesajları ve yol haritası bizde de olduğu gibi başka başkadır. Üstelik yaşam koçluğunun ne olduğunun toplum tarafından tam olarak bilinmemesi ve işin gerçek anlamıyla eğitimini almayan insanlar tarafından yapılması, işimizi daha da zorlaştırıyor.”

‘Her olaya pozitif bakmak insanı yorar ve olmadık beklentilere sokar’

Şimşek, genel tavsiyeler vermeyi, herkes için tek bir yol varmış gibi aynı sözlerle yol göstermeyi doğru bulmuyor: “Her insanın hayattan beklentisi başkadır. Ve her birimiz farklı kültürlerde, ailede yetiştik, farklı eğitim aldık, çocuklukta farklı rol modelleri ile büyüdük. Kişiliklerimiz ve olaylara karşı tutumumuz farklı iken hangi kitaptan hangi insan üzerine değişim yapabilirsiniz? 10 adımda mutlu olunmayacağı gibi 5 adımda mutlu evliliğin sırrı da çözülmez.”

“Peki, insan hep pozitif mi olmalı?” sorumuza Arzu Şimşek, “Her anı değişen bir dünyada hangi olaya sürekli pozitif bakmak doğru ki?” diyerek yanıt veriyor. “Zaten hayatın her anına, her olaya duruma pozitif bakmak ya da bakmaya zorlanmak kişiyi yorar ve olmadık bir beklentiye sokar. Kimi zaman olumsuz düşünmek sizin kendinizi sorgulamanızı sağlar. Kendini ve olayları sorgulayan insanların bir sonraki adımı anlamaya çalışmaktır. Anlamak sonuca ulaştırır.”

‘Negatif düşünmek, yenilenmemiz ve değişmemiz için önemli’

Şimşek’e göre negatif düşünce o kadar kötü bir şey değil; dahası yenilenmemiz, değişmemiz ve gelişmemiz için önemli: “Hayata pozitif bakmak önemli gibi gözükse de gerçekleri nasıl değiştirebilirim duygusu daha önemli. Stres insanoğlunun bazı durumlarda hayatta kalmasını sağlar. Binlerce yıl bunu hissederek bugüne kadar geldi insan. Kızgınlık, öfke, kıskançlık olumsuz duygulardır ve bir o kadar da güçlü duygulardır. Sizin yaşama devam etmenizi sağlar. Önemli olan nasıl kontrol ettiğinizdir.”

Son olarak, Cem Seymen’in Twitter üzerinden gençlere verdiği tavsiyelere değinen Arzu Şimşek, gençlerin sorunlarını görmezden gelmek yerine kaygılarını azaltmaya çalışmamız gerektiğini söylüyor.